
Kadınlarda genital siğiller, insan papilloma virüsünün (HPV) belirli türlerinden kaynaklanan ve genital bölgede ortaya çıkan yaygın cilt lezyonlarıdır. Genital siğiller vulvada, vajina girişinde, vajina içinde ve anüs çevresinde görülebilir. Bazı kadınlarda küçük kabarıklıklar şeklinde ortaya çıkarken bazı durumlarda birden fazla siğil bir araya gelerek belirgin bir görünüm oluşturabilir.
Kadınlarda genital siğil tedavisi, lezyonların ortadan kaldırılması, şikâyetlerin azaltılması ve yeni siğillerin takip edilmesi amacıyla uygulanır. Ancak genital siğillerin tedavi edilmesi, HPV'nin vücuttan tamamen temizlendiği anlamına gelmez. Bu nedenle doğru tanı, uygun tedavi yöntemi ve gerekli kontroller birlikte değerlendirilmelidir.
Genital bölgede yeni bir kabarıklık fark eden kadınların öncelikle kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurması önerilir. Çünkü genital bölgede görülen her kabarıklık HPV kaynaklı siğil değildir.
HPV (Human Papillomavirus),insan papilloma virüsü olarak adlandırılan ve cilt ile mukoza dokularını etkileyebilen bir virüs grubudur. HPV'nin çok sayıda farklı tipi vardır. Bu tiplerin bir bölümü genital bölgede enfeksiyona neden olurken bazıları genital siğillerle, bazıları ise kanser öncüsü hücresel değişiklikler ve kanserlerle ilişkilidir.
HPV enfeksiyonu oldukça yaygındır. Cinsel olarak aktif kişilerin önemli bir bölümü yaşamlarının bir döneminde HPV ile karşılaşabilir. Enfeksiyon çoğu zaman belirti oluşturmaz ve bağışıklık sistemi tarafından zaman içinde baskılanır.
HPV tipleri genel olarak iki grupta değerlendirilir:
Burada önemli olan, HPV enfeksiyonunun tek bir hastalık şeklinde değerlendirilmemesidir. Genital siğile neden olan HPV tipleri ile kanser gelişiminde rol oynayan yüksek riskli tipler aynı değildir. Bununla birlikte, bir kişide farklı HPV tipleri aynı anda bulunabilir.
Kadınlarda genital siğil, HPV'nin belirli tiplerinin genital bölgedeki deri veya mukoza hücrelerini enfekte etmesi sonucunda oluşan lezyonlardır. Tıbbi adı kondilom olan bu lezyonlar çoğunlukla HPV 6 ve 11 ile ilişkilidir.
Genital siğiller şu bölgelerde ortaya çıkabilir:
Siğiller tek tek veya kümeler hâlinde görülebilir. Bazıları cilt renginde ve küçük olduğu için kolay fark edilmezken bazıları pembe, gri veya daha koyu renkli kabarıklıklar şeklinde ortaya çıkabilir.
Genital siğiller çoğunlukla iyi huyludur. Bununla birlikte, lezyonların büyümesi, tahriş olması veya yayılması rahatsızlığa neden olabilir. Ayrıca genital siğillerin görünümü başka dermatolojik sorunlarla karıştırılabileceğinden tanının hekim tarafından doğrulanması önemlidir.
Genital siğiller her kadında aynı belirtileri oluşturmaz. Bazı kadınlarda herhangi bir şikâyet görülmezken bazı kişilerde genital bölgede kabarıklık, kaşıntı veya hassasiyet ortaya çıkabilir.
En sık görülen genital siğil belirtileri şunlardır:
Vajina içinde veya rahim ağzında bulunan lezyonlar dışarıdan görülmeyebilir. Bu nedenle yalnızca dış genital bölgeye bakılarak bütün genital bölgenin durumu hakkında kesin bir değerlendirme yapılamaz.
Genital bölgede hızla büyüyen, sertleşen, ülserleşen veya kendiliğinden kanayan bir lezyon fark edildiğinde gecikmeden tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.
Genital siğillere neden olan HPV, en sık cinsel temas sırasında enfekte deri veya mukoza ile doğrudan temas sonucunda bulaşır. Vajinal, anal ve oral cinsel temas sırasında bulaşma meydana gelebilir. Bunun yanı sıra penetrasyon gerçekleşmeden de genital bölgelerin doğrudan temasıyla HPV bulaşabilir.
HPV bulaşması için partnerde mutlaka görünür genital siğil bulunması gerekmez. Kişi herhangi bir belirti göstermese bile virüsü karşısındaki kişiye aktarabilir.
Genital siğilin ne zaman ortaya çıktığı da bulaşma zamanını kesin olarak göstermez. HPV enfeksiyonu ile görünür siğillerin oluşması arasında haftalar, aylar veya daha uzun süreler bulunabilir.
Bu nedenle genital siğil tanısı konulması, enfeksiyonun yakın zamanda bulaştığı veya partnerlerden birinin sadakatsiz davrandığı anlamına gelmez.
Genital siğillerin halka açık tuvaletlerden, klozet kapağından veya ortak tuvalet kullanımından bulaşması beklenen bir bulaş yolu değildir. Genital siğillere neden olan HPV, esas olarak cinsel temas sırasında enfekte cilt ve mukoza ile doğrudan temas yoluyla yayılır.
Ortak tuvalet kullanımı, klozet kapağına oturmak, aynı tabak veya bardaktan yemek içmek ya da sıradan sosyal temaslar genital HPV enfeksiyonunun bilinen temel bulaş yolları değildir.
Bu nedenle genital siğil tanısı alan kadınların günlük yaşamda kullandıkları tuvaletler nedeniyle kendilerini veya çevrelerini suçlamalarına gerek yoktur. Korunmada asıl odaklanılması gereken konu, cinsel temasla ilişkili bulaşma riskini azaltmak ve gerektiğinde tıbbi değerlendirme yaptırmaktır.
Genital siğillerin büyük çoğunluğuna neden olan HPV 6 ve 11, kanser gelişimiyle ilişkili yüksek riskli HPV tiplerinden farklıdır. Bu nedenle tipik genital siğiller doğrudan kanser öncüsü lezyonlar olarak değerlendirilmez.
Bununla birlikte, HPV'nin bazı yüksek riskli tipleri rahim ağzı, vajina, vulva, anüs ve bazı diğer bölgelerde kanser gelişiminde rol oynayabilir. Bu risk özellikle yüksek riskli HPV enfeksiyonunun kalıcı olmasıyla ilişkilidir.
Genital siğil bulunması, kişide mutlaka yüksek riskli HPV enfeksiyonu olduğu veya kanser gelişeceği anlamına gelmez. Ancak bir kişide birden fazla HPV tipi bulunabileceğinden rahim ağzı kanseri taramalarının ihmal edilmemesi gerekir.
Kadınların yaşlarına ve tıbbi durumlarına uygun smear ve HPV taramalarını yaptırmaları önemlidir. Genital siğil tanısı tek başına daha sık smear testi yapılmasını gerektirmez; tarama sıklığı klinik değerlendirmeye ve yürürlükteki önerilere göre belirlenir.
Erkek partnerde HPV bulunması, virüsün kadına kesin olarak bulaşacağı anlamına gelmez. Ancak cinsel temas sırasında bulaşma olasılığı vardır ve bu olasılık tek bir cinsel ilişki için kesin olarak hesaplanamaz.
HPV'nin bulaşma olasılığı; virüsün tipi, temasın özellikleri, enfeksiyonun durumu ve kullanılan korunma yöntemleri gibi birçok faktörden etkilenebilir. Erkekte görünür genital siğil bulunmaması da bulaşma riskini tamamen ortadan kaldırmaz.
Partnerlerden birinde HPV saptandığında diğer partnerin mutlaka genital siğil geliştireceği düşünülmemelidir. Bazı kişiler enfeksiyonu herhangi bir belirti gelişmeden baskılayabilirken bazı kişilerde siğiller ortaya çıkabilir.
HPV'nin ne zaman edinildiğini kesin olarak belirlemek çoğu zaman mümkün değildir. Bu nedenle HPV tanısı, tek başına enfeksiyonun yeni bulaştığını veya sadakatsizlik yaşandığını göstermez.
Kadın partnerin jinekolojik değerlendirmesi ve yaşına uygun rahim ağzı kanseri taramalarını sürdürmesi önemlidir. Erkeklerde ise görünür lezyon varsa dermatoloji veya üroloji uzmanından değerlendirme alınabilir.
Prezervatif, HPV bulaşma riskini azaltmaya yardımcı olur ancak tam koruma sağlamaz. Bunun nedeni, HPV'nin prezervatifin kapatmadığı genital deri alanlarında da bulunabilmesi ve cilt temasıyla bulaşabilmesidir.
Doğru ve düzenli prezervatif kullanımı, HPV'nin yanı sıra diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların riskini azaltmak açısından da önemlidir. Ancak prezervatif kullanılması, HPV bulaşmayacağının garantisi olarak değerlendirilmemelidir.
HPV'den korunmada şu önlemler birlikte ele alınabilir:
Aktif genital siğillerin bulunduğu dönemde cinsel temasa ara verilmesi, bulaşma ve tahriş riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Siğiller ortadan kalktıktan sonra da HPV'nin bulaşma riski tamamen ortadan kalkmış olmayabilir.
HPV aşısı, genital siğillerin önlenmesinde önemli bir koruyucu yöntemdir. Özellikle HPV 6 ve 11'e karşı koruma sağlayan aşılar, bu tiplerle ilişkili genital siğil riskini azaltır. Dokuz valanlı HPV aşısı ayrıca rahim ağzı kanseri başta olmak üzere çeşitli HPV ilişkili hastalıklarla bağlantılı yüksek riskli tipleri de kapsar.
HPV aşısının koruyuculuğu, aşı kapsamındaki HPV tipleriyle karşılaşmadan önce uygulandığında en yüksek düzeydedir. Bu nedenle aşılama için önerilen yaş dönemlerine uyulması önemlidir. Daha önce cinsel yaşamı başlamış kişilerde de yaş, aşı geçmişi ve kişisel sağlık durumu dikkate alınarak aşılama değerlendirilebilir.
Ancak HPV aşısı mevcut genital siğilleri tedavi etmez ve mevcut enfeksiyonu ortadan kaldırmaz. Aşı, gelecekte karşılaşılabilecek aşı kapsamındaki HPV tiplerine karşı koruma sağlamayı amaçlar.
HPV aşısı yaptırmış olmak, rahim ağzı kanseri taramalarını tamamen bırakmak anlamına da gelmez. Aşılanmış kadınların da kendileri için önerilen tarama programına uymaları gerekir.
Genital siğil tanısı çoğunlukla kadın hastalıkları ve doğum uzmanının yaptığı fizik muayeneyle konur. Muayenede lezyonların şekli, sayısı, büyüklüğü ve bulunduğu bölge değerlendirilir.
Vajina içinde veya rahim ağzında lezyon bulunabileceğinden, gerekli görülen durumlarda muayenenin kapsamı genişletilebilir. Görünümü tipik olmayan, sert, ülserleşmiş, kanayan veya tedaviye yanıt vermeyen lezyonlarda biyopsi gerekebilir.
HPV testi, genital siğil tanısı koymak için rutin olarak kullanılmaz. HPV testleri daha çok rahim ağzı kanseri taraması ve belirli klinik durumların değerlendirilmesinde kullanılır.
Ayrıca genital siğil tanısı alan kişilerde, cinsel öykü ve risk durumuna göre başka cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar açısından değerlendirme de yapılabilir.
Kadınlarda genital siğil tedavisi, lezyonların sayısına, büyüklüğüne, bulunduğu anatomik bölgeye ve kişinin sağlık durumuna göre planlanır. Her genital siğil için aynı yöntemin uygulanması gerekmez.
Tedavinin temel amacı mevcut siğilleri ortadan kaldırmak, rahatsızlıkları azaltmak ve yeni lezyonların gelişimini takip etmektir. HPV'nin kendisini vücuttan kesin olarak temizleyen standart bir ilaç tedavisi bulunmamaktadır.
Başlıca tedavi yöntemleri şunlardır:
Bazı dış genital siğillerde hekim tarafından reçete edilen topikal ilaçlar kullanılabilir. İmikimod ve podofilotoksin gibi ilaçlar uygun hastalarda değerlendirilebilen seçenekler arasındadır.
Bu ilaçlar her anatomik bölgede kullanılmaz. Vajina içine, rahim ağzına veya idrar yoluna gelişigüzel uygulanmamalıdır. Gebelikte bazı genital siğil ilaçları uygun olmadığından tedavi öncesinde gebelik durumu mutlaka değerlendirilmelidir.
Kriyoterapi, sıvı azot kullanılarak siğil dokusunun dondurulması esasına dayanır. İşlem sırasında ve sonrasında kısa süreli ağrı, yanma, kızarıklık veya su toplaması görülebilir.
Siğillerin sayısına ve büyüklüğüne bağlı olarak birden fazla seans gerekebilir. Uygun dış genital siğillerde kullanılan yöntemlerden biridir.
Elektrokoterizasyon, siğil dokusunun kontrollü ısıyla tahrip edilmesini sağlar. Genellikle lokal anestezi altında uygulanır ve uygun lezyonlarda kısa sürede sonuç alınabilir.
İşlem sonrasında hassasiyet ve yara iyileşmesi görülebilir. Uygulama, çevre dokuların korunması ve olası iz riskinin azaltılması amacıyla uygun koşullarda yapılmalıdır.
Lazer tedavisi, özellikle yaygın, büyük veya diğer yöntemlere yanıt vermeyen genital siğillerde değerlendirilebilir. Karbondioksit (CO₂) lazer gibi yöntemlerle siğil dokusu kontrollü olarak tahrip edilir.
Lazer tedavisi her hastada diğer yöntemlerden daha üstün değildir. Kullanılacak yöntem, lezyonların özelliklerine ve kişinin ihtiyaçlarına göre belirlenmelidir.
Büyük, yaygın veya belirli anatomik bölgelerde yerleşen lezyonlarda cerrahi eksizyon tercih edilebilir. Çıkarılan dokunun tanısal açıdan incelenmesi gerektiğinde patolojik değerlendirme yapılabilir.
Hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın, genital siğillerin tedavi edilmesi HPV'nin tamamen ortadan kalktığını garanti etmez. Tedavi sonrasında yeni lezyonlar gelişebileceğinden takip önemlidir.
Evet. Genital siğiller tedavi sonrasında tekrar ortaya çıkabilir. Bunun nedeni, tedavinin görünür siğilleri ortadan kaldırmayı hedeflemesi ve HPV enfeksiyonunun vücutta devam edebilmesidir.
Tekrarlama özellikle tedaviden sonraki ilk aylarda görülebilir. Bazı kadınlarda siğiller bir daha ortaya çıkmazken bazılarında ek tedavi gerekebilir.
Yeni lezyonların ortaya çıkması her zaman yeniden enfeksiyon alındığı anlamına gelmez. Mevcut enfeksiyonun devam etmesi veya daha önce görünür olmayan lezyonların sonradan belirginleşmesi de mümkündür.
Tedavi sonrasında genital bölgede yeniden kabarıklık fark edilirse aynı ilacı kendi kendine tekrar kullanmak yerine hekim değerlendirmesi alınmalıdır. Yeni oluşan her kabarıklık genital siğil olmayabilir.
Kadınlarda genital siğil şüphesi olduğunda öncelikle kadın hastalıkları ve doğum uzmanına (jinekoloğa) başvurulabilir. Jinekolog, dış genital bölgeyi değerlendirmenin yanı sıra gerekli durumlarda vajina ve rahim ağzını da inceleyebilir.
Lezyonun görünümüne ve yerleşimine göre dermatoloji uzmanından da destek alınabilir. Anüs çevresindeki veya anal kanal içindeki lezyonlarda ilgili cerrahi uzmanlık alanının değerlendirmesi gerekebilir.
Özellikle gebelikte, bağışıklık sistemini etkileyen hastalıklar bulunduğunda veya lezyonlar alışılmadık bir görünüme sahip olduğunda tedavi planı kişiye özel hazırlanmalıdır.
Gebelik sırasında genital siğiller büyüyebilir, sayıca artabilir veya daha kolay tahriş olabilir. Tedavi gerekip gerekmediği; lezyonların büyüklüğüne, bulunduğu bölgeye, şikâyetlere ve uygulanacak yöntemin güvenliğine göre değerlendirilir.
Genital siğillerde kullanılan bazı ilaçlar gebelikte kullanılmamalıdır. Bu nedenle gebelik sırasında reçetesiz ürünlerle tedaviye başlanmamalıdır.
Gerekli görüldüğünde gebeliğe uygun tedavi seçenekleri değerlendirilir. Doğum yöntemi ise yalnızca genital siğil bulunmasına göre belirlenmez; annenin ve bebeğin durumu ile obstetrik gereklilikler dikkate alınır.
Bazı genital siğiller bağışıklık sisteminin etkisiyle kendiliğinden gerileyebilir. Ancak bazıları uzun süre kalabilir, büyüyebilir veya çoğalabilir. Tedavi gereksinimi lezyonların özelliklerine ve kişinin şikâyetlerine göre değerlendirilir.
Genital HPV en sık cinsel temas sırasında enfekte deri veya mukoza ile doğrudan temas yoluyla bulaşır. Penetrasyon olmadan gerçekleşen genital temas da bulaşmaya neden olabilir. Klozet kapağı gibi yüzeylerden bulaşma ise genital siğiller için bilinen temel bir bulaş yolu değildir.
Hayır. HPV enfeksiyonu uzun süre belirti vermeden kalabilir ve genital siğiller enfeksiyondan aylar veya yıllar sonra ortaya çıkabilir. Bu nedenle yalnızca genital siğil tanısına dayanarak enfeksiyonun ne zaman veya kimden bulaştığı belirlenemez.
Genital siğillere en sık neden olan HPV 6 ve 11 tipleri tipik olarak kanser gelişimine neden olmaz. Ancak yüksek riskli HPV tipleri rahim ağzı kanseriyle ilişkilidir. Bu nedenle genital siğil tanısı alan kadınların yaşlarına ve sağlık durumlarına uygun taramaları sürdürmeleri önemlidir.
Evet. HPV aşısı tüm HPV tiplerini kapsamaz ve aşı yapılmadan önce edinilmiş enfeksiyonları tedavi etmez. Bununla birlikte, aşı kapsamındaki tiplere karşı koruma sağlayarak genital siğil riskini azaltabilir.
Hayır. Prezervatif HPV bulaşma riskini azaltabilir ancak virüs prezervatifin kapatmadığı cilt bölgelerinde de bulunabilir. Bu nedenle tam koruma sağlamaz.
Hayır. Tedavi görünür siğilleri ortadan kaldırmayı hedefler. HPV'nin vücuttan tamamen temizlendiği garanti edilemez ve tedaviden sonra siğiller tekrarlayabilir.
Seans sayısı siğillerin sayısına, büyüklüğüne, bulunduğu bölgeye ve uygulanan tedavi yöntemine göre değişir. Bazı lezyonlar tek seansta tedavi edilebilirken bazı durumlarda birden fazla seans gerekebilir.
Aktif genital siğiller varken cinsel temas HPV bulaşma riskini taşıyabilir. Ayrıca işlem sonrasında iyileşme tamamlanana kadar cinsel temastan kaçınmak gerekebilir. Kişinin durumuna göre hekimin önerilerine uyulmalıdır.
Kadınlarda genital siğiller, HPV'nin belirli tiplerinden kaynaklanan ve uygun yöntemlerle tedavi edilebilen lezyonlardır. Erken değerlendirme, doğru tanı ve kişiye uygun tedavi yaklaşımı, lezyonların kontrol altına alınmasına yardımcı olur.
Genital siğillerin kanserle ilişkili HPV tiplerinden farklı olabileceği, HPV'nin belirti olmadan da bulaşabileceği ve tedavi sonrasında siğillerin tekrarlayabileceği bilinmelidir. HPV aşısı, prezervatif kullanımı ve uygun rahim ağzı kanseri taramaları korunma yaklaşımının önemli parçalarıdır.
Genital bölgede yeni bir kabarıklık, siğil benzeri lezyon veya açıklanamayan değişiklik fark edildiğinde kendi kendine tedavi uygulamak yerine kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurulması önerilir.
Adeta hayatımın bittiğini düşünüyordum, evleneceğim kişiden ayrılmıştım. Umutsuzluk içinde araştırma yaparken İzmir’de kızlık zarı dikimi konusunda en iyi doktorun Op. Dr. Mustafa Nuri Alihanoğlu olduğunu öğrendim. Hocam...
Devamını Oku...Uzun süre kızlık zarı dikimi yaptırma konusunda çekincelerim vardı. Op. Dr. Mustafa Nuri Alihanoğlu’nun geçmiş başarılarını görünce güvenim arttı ve aradım. İşlem sonrası sonuçlar beklentimin çok üzerindeydi, içim rahat ...
Devamını Oku...Kızlık zarı dikimi konusunda çok kararsızdım ve birçok soru işaretim vardı. Mustafa hocamın tecrübelerini araştırdıktan sonra kendisiyle iletişime geçmeye karar verdim. Kızlık zarı dikimi yaptırdım ve sonuçtan çok memnun...
Devamını Oku...Hiç bir şekilde kendimi yabancılık hissetmedim, İzmir Kürtaj kliniği arıyordum ve internette Mustafa beyi gördüm. Doktor bey çok samimi ve çok içtendi. Kliniğinden de çok memnun kaldım, çok ilgililer, teşekkürlerimi sunu...
Devamını Oku...Doğum kontrol hapının aralıksız kullanımı ve adet düzensizliği, kanama/akıntı için gitmiştim. Kendisi bana çok güzel zaman ayırdı, sonuna kadar dinledi, her şeyi çok iyi sebepleriyle birlikte açıkladı. Normalin dışındaki...
Devamını Oku...